ÇOCUĞUM YEŞİL KOZA ANAOKULUNA BAŞLIYOR!

Çocuk, okul öncesi döneme geldiğinde, akranlarıyla ilişki kurmak artık temel bir ihtiyacı haline gelir. Çocuğun aileden ayrı kalmayı başardığı ve aileden sonra girdiği ilk sosyal çevresi olacak anaokulu, çocuğun toplumsallaşması sürecindeki çok önemli bir basamaktır.  Bu sürecinin başarı ile tamamlanması çok önemlidir.

Çocuk anaokulunun ilk günlerinde yoğun ayrılık kaygısı yaşar.Bu duygunun temelinde “Annem-babam beni bırakıp gidecekler, bir daha gelmeyecekler, beni terk edecekler” düşüncesi yatar. Çocuğun bu düşünceden, dolayısıyla da yarattığı kaygıdan kurtulması için okulun ilk günlerinde anne-babanın çocuğun yanında kalması olumlu  bir etkendir. Bu süre çocuk okula güven duyana kadar devam etmelidir ve öğretmeni ile birlikte kararlaştırılarak çocuğa önceden bildirilmelidir. Bu süreçte çocuğa dürüst olunması çok önemlidir.“Hoşça kal” demeden habersiz gidilmemeli ve çocuk söz verilen saatte okuldan alınmalıdır.
Her çocuğun, uyum sürecine farklı tepkiler verdiği unutulmamalıdır. Evde tutarlı bir disiplin anlayışıyla yetiştirilen, demokratik kuralların olduğu bir aile ortamından gelen çocuklar, okulun düzenine ve kurallarına kolayca uyum sağlarken, sınırların ve kuralların belirgin olmadığı, tutarsız bir disiplin anlayışıyla yetişen ve sağlıksız bağlanma modellerinin hakim olduğu ailelerde yetişen çocuklar, okul kurallarına ve yeni düzene uymaya direnç gösterebilirler. Bu da okula uyum sürecini zorlaştırabilir.

İlk defa okula başlayacak olan çocuğun geçtiği uyum sürecinden aile de geçmektedir. Bu süreçte ailenin verdiği tepki çok önemlidir. “Acaba çocuğum okula alışacak mı?”  kaygısını yoğun şekilde yaşayan aile, bunu istemeden çocuğuna da yansıtır ve zaten ayrılık ve güvensizlik kaygısı yaşayan çocuğunu daha fazla kaygıya sürükler. Çocuğun okula uyum sürecinde anne-baba kararlı, tutarlı ve net bir tavır sergilemelidir. Çocuk anaokuluna gitmeyi reddettiğinde ebeveynlerden birinin yada büyükanne ve büyükbabanın kaygılı ve kararsız tutumu çocuğa güç vererek çocuğun okula gösterdiği tepkinin büyümesine neden olur. Bu yüzden okula başlama kararının ailenin bütün bireyleri tarafından kesin bir biçimde alınmış olması önemlidir.

Öncelikle aile sakin davranmalı, kendi yaşadığı heyecanı ve kaygıyı çocuğa yansıtmamalıdır.Çünkü çocuklar her heyecanlandıkları, kaygılandıkları anda sizlere bakacak ve sizin tepkilerinizi izleyeceklerdir. Bu nedenle sakin ve rahat görünmeniz en önemli noktadır.

Okula uyum sürecinde aile ve okul birlikte çalışmalı, davranış biçimleri aynı olmalıdır.

Uyum süreci; bilişsel ve davranışsal olarak iki aşamalı gerçekleştirilmelidir:

1) Bilişsel Süreç: Aile; çocukları anaokuluna başlamadan önce çocuğu okul ve orada karşılaşacağı durumlarla ilgili bilgilendirmelidir. Ancak, “Sen artık büyüdün, büyüklerin gibi okula gideceksin” ifadesi bazı çocuklarda endişe yaratabileceği için okul kelimesinden çok “oyun oynanılan yer” ifadelerinin kullanılması daha yararlı olacaktır.  Bilişsel süreçte okulla ilgili genel fikre sahip olan çocuğunuz artık okulu görmeye hazırdır.

2) Davranışsal Süreç:Çocuğunuzun okula başlayacağı ilk gün uykusuz, hasta olmamasına ve farklı bir stressel süreç yaşamamasına dikkat etmelisiniz. Aksi halde yaşanılan huzursuzluk, okul kavramı ile birleşecek ve okula uyumunu zorlaştıracaktır.

Yeşil Koza Anaokulunda Adaptasyon Süreci

İlk Gün!

İlk karşılaşma anında; çocuk ve öğretmeni arasındaki sıcak iletişim önemlidir. Bunun için kontrol çocukta olmalı ve güven duygusunun geliştirilmesine başlanmalıdır.  İlk gün sıkılmaması çok önemli olduğundan okulda geçirilen süre çok uzun olmamalıdır. (Yarım saat). Eğer çocuk anneye çok fazla bağlıysa, anne duygusal olarak hazır değilse alıştırma aşamasında bir başkası (bakıcı, anneanne v.b.) görev almalıdır.

Öğretmenle kaynaşmanın sağlanması için mekânsal olarak biraz uzakta durulabilir.

Başarılı geçen ilk günün ardından; keyifli bir eve dönüş süreci okulla ilgili olumlu düşünceleri pekiştirecektir. Evde; öğretmenin ismi ve okulda yapılan aktiviteler hatırlatılabilir.

 

İkinci gün:

Okulda geçirilen süre biraz daha uzatılır. Gün içerisindeki gereksinimlerin karşılanmasında öncelik öğretmenindir. Eğer çocuk istemezse bu konuda zorlanmamalıdır. Çocuğun, annesi yanında yokken nasıl davranacağının gözlenmesi için annenin 5-10 dakika kadar okuldan uzaklaşması ve bu konuyu ikinci gün okula gelmeden önce annenin çocuğuyla konuşması gerekir. Yani çocuğunuzu bundan haberdar etmeli ve okuldan uzaklaşmadan önce ona bunu hatırlatarak ” konuştuğumuz gibi ben ……………. yı alıp geleceğim diyerek uzaklaşmalısınız. Dikkat, “ben gidebilir miyim, ben çıkayım mı” gibi izin alıcı cümleler kullanmayınız. Çocuğunuzun sevdiği bir şeyi almak için okuldan uzaklaşma iyi bir bahane olacaktır. Ancak, bir şey getireceğinizi söyleyerek uzaklaşacaksanız muhakkak o şeyi getirmelisiniz.

 

Üçüncü gün: Kapıdan bye bye!

Üçüncü gün; kapıdan ayrılma olabilir. Çocuğun okulda kalma süresi 1,5 saate çıkarılabilir. Ayrılma sürecine çocuk kadar anne de hazır olmalıdır. Anne endişelerini hissettirdiği ve çocuktan aşama aşama uzaklaşmadığı sürece çocuğun okula uyumu zorlaşacaktır.

Bir kaç gün daha bu şekilde devam edilip daha sonra öğlen yemeğine kalınarak ve ondan sonra da sabah kahvaltılarına gelinerek aşama aşama yarım güne ve tam güne geçilerek süreç tamamlanır.

Uyum sürecinde; birkaç hafta süren huysuzluk ve uykusuzluk dönemleri yaşanabilir. Anneye bağımlılık artabilir. İştah azalabilir ve uyku düzeni bozulabilir. Bu davranışlar oldukça doğal tepkilerdir. Çocuk okuluna uyum sağlamaya başladıkça ortadan kalkacağından emin olabilirsiniz. Ailenin kararlı olması ve okulla uyum içerisinde çalışması çok önemlidir.

Her çocuğun okula uyum süresi birbirinden farklıdır. Bu nedenle başka çocuklarla asla kıyaslanmamalıdır. Bu süreç çocuğun kişilik yapısına ve ailenin yetiştirme biçimine göre değişebilmektedir.